Su Kirliliğinin Kaynakları

Su kirliliği hakkında konuşulacak ise; öncelikle suyu iyi tanımamız gerekmektedir. Suyun pazar ve piyasasını, teminininden, yönetimine, tasarrufundan, sürdürülebilirliğine kadar her alanda dikkatlice düşünülmelidir.  Su kaynaklarımızın kısıtlı ve yaşam için son derece gerekli olması değişmez bir gerçektir.

Bütün kutsal kitaplarda suyun öneminden bahsedilmiştir. Bu durumda her medeniyet için suyun önemi bir kere daha vurgulanmış olmakta. Medeniyetlerin su ihtiyaçları ise kültür, iklim, ekonomik refah seviyelerine bağlı olarak önemli farklılıklar göstermektedir.

Suyun sürdürülebilirliği arıtma tesislerinde kullanılan teknolojiler ile sağlanmaktadır. Suyu arıtmadan önce sormamız gereken en önemli soru, suyu hangi amaçla kullanacağımız olmalıdır. Yüksek maliyetler göz önünde bulundurulduğunda tarımsal alanlarda sulama amaçlı kullanılacak olan suyun, içme suyu kalitesinde arıtılması gereksiz olacaktır. Bu durumda su kirliliğinden bahsettikten sonra ki yazılarımız İçme Suyu Kalitesi ve Arıtımı, Atıksu Arıtımı ve Deşarj Standartları, Tarımsal Alanlardaki Sulama Suyu Kullanımı, Endüstriyel Alanlardaki Kullanma Suları olarak başlıklara ayrılması olacaktır.

Şehirlerde yaşayan insanlar için günlük ortalama kişi başı su ihtiyacı şehirlerin gelişmişlik seviyelerine göre farklılık göstermektedir fakat ortalama bir değer verecek olursak günde 100-400 litreyi bulmaktadır. Su bizim günlük temel ihtiyaçlarımızı karşılamak için önemli bir gereksinimdir. Örneğin; yemek pişirmek, içme suyu, banyo, kanalizasyon temizliği, tarımsal sulamada, enerji üretim tesislerinde elektrik üretimi için, soğutma ve imalat , farklı ürünlerin üretildiği endüstriler ve endüstriyel atık suların tasfiyesi için. Tüm bu süreçlerde istenmeyen maddeler su kaynaklarına karışır. Bu durumda bu sular; karıştıkları denizlerde, nehirlerde ve akarsularda suyun temel kimyasını değiştirirler.

Su Kirliliğinin Kaynakları

Su kirliliğine sebep olan temel nedenler aşağıda sıralanmıştır.

1. Evsel Atıksular

   Evsel Atıksular gıda atıkları, çamaşır yıkamak için kullanılan sentetik deterjanlar, banyo, tuvalet ve su bazlı boyalar gibi evsel atıkları içerir.  Atık suyun miktarı kanalizasyon sistemine bağlanan alanın nüfusuna, atık suyun özellikleri ise bu alandaki nüfusun yaşam standartlarına bağlıdır. Bu nedenle büyük yerleşimlerde kişi başına kanala verilen atıksu miktarı küçük yerleşim yerlerinden büyüktür. Ülkemiz için nüfusa bağlı oluşan atıksu miktarları İller Bankasının ilgili yönetmeliklerinde verilmiştir.

   Evsel atıksu taze olduğu zaman bulanık veya sarı renklidir. Belirli bir kokuya sahiptir. Atıksuyu oluşturan maddelerin oksijen tüketici özelliklerinden dolayı çok az oksijen içerir. Bazen suda hiç oksijen bulunmayabilir. Az eğimli kanallarda veya uzun süren akışlarda anaerobik ayrışma meydana gelir ve bu nedenle suyun rengi kararır, ve H2S, CHbenzeri gazlar ortaya çıkar.

2. Endüstriyel Atıklar

Fabrikalar, endüstriyel atıklarını yakınlarındaki nehirlere ve akarsulara deşarj kanalları ile boşaltırlar. Bunlar tekstil, şeker ve gübre fabrikaları, petrol rafinerileri, ilaç üretimi, kauçuk, suni ipek, kağıt sanayi ve kimya fabrikaları olarak sıralanabilir.  Maddeler halinde verilen kirleticiler temel endüstriyel kirleticilerdir.

• Çözünmüş oksijenin azalmasına neden olacak çözünmüş organik maddeler

• Askıda katılar

• Eser organikler

• Ağır metal, siyanür, ve toksik organikler

• Renk ve bulanıklık

• Azot ve fosfor

• Biyolojik ayrışmaya dirençli maddeler

• Yağ ve yüzen maddeler

• Uçucu maddeler

3. Tarımsal Atıklar

Yüksek verimli bitki yetiştiriciliği için gübre kullanımının artması gerekli hale gelmiştir. Verim arttırmak için kullanılan gübrelerden kaynaklanan aşırı azotlu bileşikler yeraltı sularına sızması ile zamanla yüzeysel su kaynaklarına da karışır. Bu sular içme suyu kaynağı olarak kullanılan yüzeysel veya yeraltı sularında ciddi sağlık problemlerini sebep olur.

Gereğinden fazla gübre kullanımının sebep olduğu çevre sorunları şu şekilde özetlenebilir:

•İçme suları ve akarsularda nitrat miktarında artış,
•Fosforlu gübrelerin yüzey akışlarıyla taşınması sonucu, içme sularında ve diğer akarsulardaki fosfat miktarında yükselme,
•Azotlu gübrelerin kullanıldığı topraklardaki bitkilerde nitrozamin gibi kanserojen maddeler oluşmakta, özellikle yaprakları yenen marul ve ıspanak gibi bitkilerde nitrat ve nitrit birikimleri olabilmektedir.

Tarımsal atıklarla ilgili diğer bir husus ise Türkiye’de değerlendirilemeyen birçok tarım atığı bulunmaktadır. Bunun başlıca nedenleri arasında, dağınık şekilde bulunan bu atıkların taşıma ve işçilik maliyetleri gelmektedir. Tarımsal atıklar 3 grupta incelenebilir:

1. Bitkisel üretim sonucunda arta kalan atıklar,

2. Hayvansal üretim sonucunda arta kalan atıklar,

3. Tarım ürünlerinin işlenmesi sonucunda açığa çıkan atıklar.

4. Pestisitler

Pestisitler zirai ilaçlarının tümüne verilen isimdir. Mahsüle zarar veren etkenleri ortadan kaldırmak veya uzaklaştırmak amacı ile kullanılıp mahsül verimlerinin arttığı görülmüştür. 1950-1960 ‘lı yıllarda tarımda devrim niteliğinde görülerek doğada uzun süre parçalanmadıkları için uzun süre tarımsal ürünlerden yüksek verim alınmıştır o tarihlerde henüz  pestisitler ile ilgili detaylı çalışmalar olmadığı için yan etkileri daha sonra farkedilmiştir.

Pestisitler kullanım amaçlarına göre insektisit, herbisit, algisit yada fungisit olarak sınıflandırılabilir. Pestisitler yabani otlar, mantarlar ve böcek türleri ile mücadele için kullanılmışlardır. Fakat yaban hayatına özellikle de kuş türlerine büyük zarar verdikleri için pek çok ülkede kullanımları yasaklanmıştır.

5. Termal Kirlilik

Termal kirlilik çevre suyunun sıcaklığını değiştiren herhangi bir kirliliktir. Enerji Santralleri ve Nükleer Santrallerde kullanılan soğutma suyu olarak kullanılması sonucu ısınması, termal ısınmanın ana kaynağıdır. Soğutma sularının deşarj edildiği noktalarda alıcı ortamın ısısı artar. Isınan suda gazların çözünürlüğü azalır ve ortam oksijen tutamaz. Bu durum balık ölümlerine ve bölgedeki yaşayan su bitkilerinde solunum problemlerine neden olur.

6. Patojenik Organizmalar

İçme suları ile taşınan 3 farklı mikroorganizma türü bulunmaktadır. Bunlar protozoa, virüs ve bakteridir. Evlerden gelen atık su ve evsel atık, patojenik organizmayı ortaya çıkarmaktadır. Protozoa, solucan-yumurta ve bakterileri suya karışabilir. Bu kirlenmiş su tüketildiğinde sarılık, tifo, dizanteri, kolera, tüberküloz vb. hastalıklar bulaşabilir.

7. Yeraltı Suları Kirliliği

Yeraltı su kirliliğinin kaynakları; kanalizasyon sızıntıları, lağım çukurları, endüstriyel atık sular, foseptik tanklar, gübreler ve pestisitler, çöplerdir. Yeraltısularına etki eden diğer bir özellik ise iklim ve toprak yapısıdır. Özellikle şehirlerde ve sanayi bölgelerinde yeraltı suyu kırsal alanlara göre daha kirlidirler.

8. Deniz Suyu Kirliliği

Su ve nehir ağ kaynaklarının yolculuğu eninde sonunda okyanus ve denizlerde sona eriyor. Böylece, bunlar tüm doğal ve insan yapımı su bazlı kirleticilerin toplandığı havuzdur. Okyanus ve deniz kirliliğinin ana kaynakları petrol, gres, petrol ürünleri, deterjan, kanalizasyon ve radyoaktif atıklar ve çöplerin boşaltılmasıdır.

Su Yoluyla Bulaşan Hastalıklar

  Su, hastalık yapan pek çok organizma için çok uygun bir yaşam alanıdır. Uygun tekniklerle inşa edilmeyen su arıtma tesislerinin işletilmesi sırasında hastalık yapan bakteriler virüsler protozoalar suya karışmaktadır. Su arıtımının birinci hedefi ise su kaynaklı hastalıkların önüne geçmek ve kontrol altına almaktır. Ancak 1950 ve 1960 yıllarda içme sularındaki kimyasal kirleticilerinde kontrol altına alınması ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
  Patojenler, tüketici üzerindeki etkilerini 24- 48 saat gibi kısa sürede gösterirler fakat içme sularındaki kimyasal kirleticilerin etkileri orta vadeden (1-5 yıldan), uzun vadeye (>10 yıl) kadar, kanser dahil etkilerini gösterirler.
  İçme Suyunda ilgili kritik sağlık bozucu bileşikler;
  1. Enfeksiyon Hastalıkları
  2. Kanser
  3. Endokrin Bozucu Bileşikler
  4. Mineral İçeriği
  5. Metal Ve Organik Bileşikler
Sonuçta kolera, tifo, sarılık, dizanteri, çocuk felci, mantar, uyuz, trahom gibi hastalıklar bulaşabilmektedir.

Kaynak

WHO (2004). Guidelines for Drinking Water Quality, Vol. 1. Recommendations, 3rd edn.

N. F. Gray, Drinking Water Quality Problems and Solutions

W.Wesley Eckenfelder, Jr., 1989. “Industrial Water Pollution Control”, Second Edition, McGraw-Hill International Editions.

U. Altınbaş, S.Dökmeci ve A.Barıştıran, 1995. “Treatability study of wastewater from textile industry”, Environmental Technology, Vol: 16, 389-394.

Anasayfa

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir